Yazar arşivi

ileeticaretturkiye

MOBİL’İN BÜYÜMESİNE AYAK UYDURABİLİYOR MUYUZ?

Yıllardır tüm büyük dijital markalar, dijitalin konuşulduğu konferanslarda konuşmacılar, mobil büyüyor diyor. Peki biz ne kadar bu büyümeye ayak uydurabiliyoruz? Aralık ayında katıldığım Google Partners Award töreninde bazı konuşmacılar mobil büyümeden ve halen bu büyümeye ayak uyduramıyor olduğumuza dikkat çekti. Mobil aramalar 2013 yılında masa üstü ile başabaş noktasına geldi ardından masaüstünü geçti ancak halen web sitelerimizin %77’isini mobil uyumlu hale getiremedik. Google Mobil Uyumluluk Güncellemesi 21 Nisan 2015 tarihinde gerçekleşti biz halen mobil uyumsuz sitelerimizi düzeltmedik ve zaten bu siteler artık mobil aramalarda karşımıza çıkmıyor. Marka sahiplerinin kaçırdığı bir diğer konu ise mobil sadece websitem mobilde de görünsün anlamına gelmiyor. Mobil kullanıcı hızlı karar veriyor. Alışverişini bir saat içinde tamamlamak isteğiyle mobil arama yapan tüketicilerin oranı %55, alışverişini bir gün içinde tamamlamak isteğiyle mobil arama yapan tüketicilerin oranı %83 dolayısı ile mobil aramanın satışa dönüş oranı yüksek. Doğru tüketiciye ulaşmak için doğru zamanda orada olmalısınız. Ancak henüz %2 marka bu süreçte yer alabiliyor ve anı ölçümleyebiliyor. Daha fazla tüketiciye ulaşmak için; doğru anda kullanıcının karşısına çıkmalısınız, satın alma kararı verildiğinde etkilemelisiniz ve sonuçları ölçümlemelisiniz. Mobil’de Kullanıcıyı Etkilemek İçin; Çabuk Olmak: Kullanıcıya minimum adımda, kısa ve öz tasarımlarla az tıklama ile istediğiniz işlemi yaptırmalısınız. Ayrıca, mobil site açılış hızınız yüksek olmalı Orda Olmak: Mobil kullanıcıların %51’i arama yaparken yeni markalar ile iletişim kuruyor. Mobil aramalarda var olarak marka bilinirliğinizi %46 yükseltebilirsiniz. Faydalı Olmak: Size ulaştıkları anda faydalı olamazsanız sitenizden çıkacak ve geri gelmeyeceklerdir. Sizler de sitenizin mobil uyumlu olup olmadığını ve mobil hızını ölçmek için testmysite.thinkwithgoogle. com/ sitesinden yararlanabilirsiniz.

ileeticaretturkiye

DİJİTAL DÜNYADA HERKESE YER OLMAYABİLİR…

İnternet, herkese her yerden istediği işi yapma imkanı verse de büyümek için artık çok daha fazlasına ihtiyacınız var.

Başta Google olmak üzere Amazon, Facebook, Whatsapp, Instagram, Twitter, Über ve çok sayıda şirket öyle bir büyüklüğe erişmiş durumda ki bu firmaları geçebilmek neredeyse imkansız hale geldi. Bu şirketlerle benzer sektörlerde iş yapıyorsanız ve onları kendinize rakip olarak aldıysanız bir daha düşünün. Hayatta kalmaya devam edebilmek için – ya büyüme hedeflerinizi gözden geçireceksiniz – ya rakibinizin ölümcül bir hata yapmasını bekleyeceksiniz – ya da disruptive olacaksınız. 2004 yılında Facebook sosyal ağ pazarına girip tüm pazarı altüst etti. Şu an sosyal ağlarda Facebook’u geçmek istiyorsanız Facebook’un yapamadığı ama insanların severek kullanabileceği başka artılar sunmalısınız. Twitter, Instagram ya da SnapChat birebir Facebook’un tahtına oynayamasa da geliştirdikleri iş modelleriyle oldukça başarı kazanıp kendi alanlarında tartışmasız pazar lideri haline geldiler. Örneğin arama pazarının lideri her zaman Google değildi. Sizi bilmem ama yaşımın çıkmasını da göze alarak söyleyebilirim ki Altavista’dan başka bir şey kullanmayan bir nesil görmüşlüğüm var. 1998 yılında arama pazar Yahoo ve Altavista tarafından domine edilmekteyken Google bir anda aradan sıyrılıp hızla liderliği ele geçirdi. Fakat şu an Google’ı tahtından edebilecek bir başka rakibi var mı, tartışılır. Peki bu durum bize neyi gösteriyor? Büyümek mi istiyorsunuz, başarılı mı olmak istiyorsunuz? Öyleyse oyunun kurallarını yeniden yazmayı deneyin. Buna cesaretiniz olsun. Çünkü dijital dünyada hele hele e-ticaret dünyasında oturduğunuz yerde başarıyı beklemek sonunuzu getirmese de istediğinizi vermeyecek. Örneğin internetten alışılageldik şekilde kitap alım satımı yaparak Amazon’u bırakın, kendi ülkenizdeki rakip oyuncuların yanına yaklaşabilmeniz bile imkansıza yakın. Rakiplerinizin yapamadığı bir şekilde pazardaki kuralları yıkarak ya da boşlukları doldurarak başarıyı yakalamanız ise olası. Bir düşünün; Uber çıkmadan önce taksi çağıramıyor muyduk? Airbnb olmadan önce ev kiralayamıyor muyduk? 140 karakterlik mesajlarla haberleşmek için de ölüp bittiğimizi hatırlamıyorum, yanlış hatırlıyorsam düzeltin. İnsanların varolan sorunlarına çözüm getirebilirsiniz, insanların olmadığını düşündüğünü bir ihtiyaç yaratabilirsiniz ya da pazardaki mevcut iş modellerini inceleyerek onların zayıflıklarını kendiniz için avantaja dönüştürebilirsiniz. Hala keşfedilmemiş onlarca iş alanı ve kurallarının yeniden oluşturulmasını bekleyen pazarlar var. Ayağa kalkın ve yola çıkın.

ileeticaretturkiye

Kurumsal Firmaların Tercihi Netgsm

2015 yılı pazar verileri raporuna göre abone sayısı en yüksek 7. Telekom Operatörü Netgsm ortaklarından Ali ÖCAL ile Netgsm’in hizmetlerini konuştuk.

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
1987 Isparta doğumluyum. Lise öğrenimimi Ankara İncesu Ana- dolu Lisesi’nde, lisans eğitimimi 2010 yılında Bilkent Üniversitesi Ekonomi bölümünde tamamladım. 2012 yılında Hacettepe Üniversitesi MBA eğitimimi tamamladıktan sonra Netgsm İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde 2 yıl Kurumsal İletişim ve Regülasyonlar departmanında görev aldım. İstanbul’da bulunduğum bu sürede Yönetim ve Or- ganizasyon bilim dalında doktora eğitimime başladım. Ankara’da bulunan, ortağı olduğum Netgsm A.Ş.’ye 2015 senesinde geri döndüm.

Netgsm denildiğinde, “yeni bir GSM operatörü mü?” sorusu akla geliyor. Bu algı doğru mudur? Netgsm hakkında bilgi verir misiniz?
Netgsm A.Ş., Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan 2009 yılında Sabit Telefon Hizmeti (STH), Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH), İnternet Servis Sağlayıcı (ISS) ve Alt Yapı İşletmeciliği lisanslarını almış ve 65.000’den fazla sabit telefon, 2500’den fazla Sanal IP Telefon Santrali (softsantral) abonesine hizmet veren yeni nesil telekom operatörü olmuştur. Bünyesinde 80’in üzerinde bayi bulunduran Netgsm, 2015 yılı pazar verileri raporuna göre, abone sayısı en yüksek 7. Telekom Operatörüdür. İsminde GSM geçmesine rağmen hali hazırdaki hizmetlerin çoğunluğu sabit telefon hizmeti lisansı ile verilmektedir. Ancak sanal mobil şebeke hizmeti (MVNO – SMŞH) li- sansı kapsamında sim kart çıkarta- rak 0510 numara bloğuyla hizmet vermeye başlamak için çalışmalarımız devam etmektedir.

Anladığımız kadarıyla Net- gsm sadece ses üzerine hizmet veren bir firma değil. Netgsm’in verdiği diğer hizmetlerden bahsedebilir misiniz?
Evet. Netgsm abonelerine ses hizmetinin yanı sıra, softsantral (sanal santral), izinli toplu SMS, çağrı merkezi çözümleri, 0850’li numara ve mobil faks hizmetlerini de vermekte olup tüm bu hizmetleri abonelerinin isteği ve talepleri doğrultusunda web sayfası, mobil uygulama ve masaüstü programlar ile kullanım imkanı sağlamak-
tadır. Hatta yine abonelerin istekleri doğrultusunda verdiğimiz tüm hizmetler API kodlarımız sayesinde istenilen her türlü yazılım ile entegre edilerek de kullanılabilir. Abonelerimiz tüm bu hizmetleri kullanıcı adı ve şifreleriyle ‘tek panelden’ kurup, kullanıp, yönetebilmektedirler.

Son dönemlerde 0850’li numaralardan çokça bahsedilir oldu. Siz de açıklamalarınızda 0850’li numara tahsis ettiğinizi ifade ettiniz. Nedir bu 0850’li numaralar? Kimler kullanabilir?
0850’li telefon numaraları sektörde ‘coğrafi olmayan’ diye tabir edilen herhangi bir lokasyondan bağımsız olarak kullanılabilen numaralardır. Yani aboneler 0312’li, 0212’li vb. sabit bir numarayı bulunduğu şehre göre coğrafi numara adı altında kullanıyorken 0850’li numaraları dünyanın neresinde olursa olsun interneti olduğu sürece heryerde kullanabilirler. Kurumsal firmaların ve çağrı merkezlerinin tercihi olan 0850’li numaralar, özellikle yaptığımız kampanyalarla ve uygun tarifelerimizle kurumsallığa ilk adımını atmak isteyen firmaların da tercihi olmakta- dır. Ayrıca 20.000’e yakın bireysel abonemiz de 0850’li numara hizmetlerinden yararlanmaktadır.

Netgsm’in lisanslarını ve verdiği hizmetleri göz önüne aldığımızda nasıl bir alt yapıya sahip olduğunu ve müşteri destek hizmetlerini nasıl sağladığını merak ediyoruz. Netgsm herhangi bir operatörün alt yapısını mı kullanıyor?
Netgsm gelişen IP iletişim teknik altyapısını telekom sektöründe uzman Elektronik ve Haberleşme Mühendisleri, yine alanında uzman Yazılım ve Bilgisayar Mühendislerinden oluşan AR-GE personeliyle, yani kendi teknik kadrosuyla kur- muştur. Netgsm’in kullandığı tüm yazılımlar, kendi yazılım mühendisleri tarafından yazılmaktadır. Her biri eğitimli müşteri temsilcisi, en üst seviyede müşteri memnu- niyeti sağlamak için çalışmaktadır. Netgsm’in en büyük güçlerinden biri de budur. Netgsm, haberleşme sektöründe piyasa yapıcı olan Turkcell, Turk Telekom ve Vodafone grup firmaları benzeri bir iletişim firması olmayı hedeflemektedir. Bu konuda 5 yıldır yapılan çalışmalar; çağrı merkezinden, abone bilgi yönetim sistemine, fatura sistemin- den network yapısına kadar geliştirilmeye devam etmektedir.

‘Tüm iletişim hizmetleri tek panelde’ derken anlatmak istediğiniz nedir? Bir firma neden Netgsm hizmetlerini kullanmalı, sağlayacağınız avantajlar nelerdir?
Abonelerimiz tek abonelikle ve Netgsm’den edineceği abone numarasıyla ya da sabit telefon numarasını değiştirmeden Netgsm’e taşıyarak, Netgsm’in tüm hizmetlrini tek panelden yönetebilmektedir. Bu panel ile abonelerimiz SMS gönderip alabilir, sabit telefon ve softsantral (sanal santral) kurulumunu gerçekleştirip kullanmaya başlayabilirler. Bunun dışında aynı numara ve aynı panel üzerinden faks gönderip – alabilirler ayrıca sesli mesaj hizmetinden de yararlanabilirler. Netgsm’in hizmetlerini kullanan aboneler uygun tarifelerden do- layı herşeyden önce yüksek fatura ödemekten kurtulacak, kendi aralarında ücretsiz olarak sürekli ve sınırsız konuşup mesajlaşacak, aylık sabit telefon ücreti ödemeye- cek ve faturalarında %70’e varan tasarruf sağlayacaklardır. Ayrıca mevcut operatörlerden aldıkları haberleşleme hizmetlerini yeni nesil IP haberleşme ile değiş- tiren aboneler, gelişen teknolojiyi erken kullanmanın avantajını yakalayacaklar. Aboneler tüm iletişim ihtiyaçlarını tek panelden kullanıp yönetebilecekler. Bu sayede kurulum ve bakım malolacağını web sayfamızda bulunan İletişim İhtiyaç Analizi Sihirbazıyla kendi kurumları için yapabilir ve avantajlarını abone olmadan öğrenebilirler.
Netgsm’in sektöre kazandırdıklarından bahseder misiniz?
Netgsm 5809 sayılı kanuna dayalı olarak 28 Mayıs 2009’da çıkarı- lan yetkilendirme yönetmeliğiyle birlikte aldığı lisanslarla 7 senedir sektöre öncülük etmektedir. Yayınlanan yönetmeliğin hemen ardından lisansları ilk alan firma olması nedeniyle de BTK süreçlerini işletmeye başlayan ve bilinen büyük operatörlerle SES ve SMS arabağlantı sözleşmelerini ilk imzalayan firmalardan biri olmuştur. Türkiye’de elektronik haberleşme sektörünün rekabete açılmasından serbestleşmesine kadar tüm aşamalarda rekabetçi ve yenilikçi firma olarak yerini almış ve almaya devam etmektedir. Bunun dışında Netgsm, iletişim alt yapısıyla ilgili kendi teknik geliştir- melerini haberleşme sektöründeki gelişmelerle birleştirerek ülkemizin dışa olan bağımlılığını ortadan kaldıran ürün ve çözümler üretme- ye devam etmektedir. Nitekim elektronik ve haberleşme altyapısıyla ilgili konularda başarıyla bitirdiği çok sayıda TÜBİTAK projesi vardır. Bu yönüyle Türkiye’nin IP iletişim teknolojisi konusunda tecrübe kazanmış bir firmasıdır ve gelecekte de IP iletişim üzerinden gerçekleştirilecek olan katma değerli hizmetlerinde öncülük yapmayı hedeflemektedir.

IP haberleşmenin diğer ülkelerdeki yaygınlık du- rumu nedir?
Elektronik haberleşme teknolojisi 80’li yıllardan bu yana dönüşüm süreci içerisindedir. Bu dönüşümün temelinde, arayanla aranan arasında bağlantı kuran, uçtan-uca iletişim olan devre anahtarlamalı sistemden IP paket anahtarlamalı sisteme geçiş süreci vardır. Bu sürecin 30 seneye yayılmasının sebebi ise teknolojik yetersizliktir. Internetin hızlanmasıyla birlikte tamamen IP haberleşme sistemine geçilecektir. IP haberleşme sistemindeyse, ar- tık iletişim sadece ses olmaktan çıkacak  data olarak bütünleşik hale gelecektir. Diğer ülkelerdeki yaygınlık duru- munda da benzer süreçler yaşan- maktadır. Özellikle elektronik ve bilgisayar teknolojisindeki geliş- meler ve son zamanlarda mobil internetteki hız artışı bu süreci hızlandırmıştır. Diğer ülkeler ile Türkiye’nin bu süreçte aldığı mesafe çok farklı değildir.

Netgsm’in telekomünikas- yon sektöründeki yeri ve gelecekteki hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?
Netgsm olarak IP haberleşmenin önümüzdeki 5 yıl içerisinde tamamen sektöre hakim olacağını düşünüyoruz. Bilindiği üzere Net gsm 4.5G ihalesine katılmıştı. 4.5G hizmetinin yaygınlaşmasıyla birlikte IP haberleşmenin önü daha çok açılacaktır. Özellikle IP haberleşme üzerinden yapılan katma değerli hizmetler bütün yönleriyle hayatımızda etikili olacak. Onun için gelecekte bizim haberleşme olarak konseptimiz üçe ayrılmaktadır. Birincisi; internet hizmeti, ikincisi internet üzerinden yapılan katma değerli hizmetler, üçüncüsü ise haberleşmenin değiştiği bu dönemde kendi Core Network’unu kurup-işleten, Türkiye’de ilk defa Full MVNO (Sanal GSM Operatörü) hizmetini veren firma olmaktır.

E-Ticaret firmalarına özel çözümleriniz var mıdır?
En küçük işletmeden en büyük işletmeye kadar kurumsal olma yolundaki ilk adım, müşterileriniz ile görüştüğünüz ilk yer iletişim destek hizmetleridir. Bundan dolayı E-ticaret firmalarının web sayfalarında ve kartvizitlerinde kullanabilecekleri, onlara kurumsal kimlik sağlayacak olan 0850’li numaralar ve softsantral (sanal santral), mobil sms pazarlama ve diğer katma değerli hizmetlerimiz ilk tercih- leri olmaktadır. Ayrıca e-ticaret firmalarının taleplerine göre müşterilerine anlık bildirimler, şifre, sipariş ve benzeri iletiler gönderip alabilecekleri interaktif sms hizmetleri verdiğimiz özel çözümlerimiz arasındadır.
E-ticaret firmaları müşteri memnuniyetlerini arttırmak için özellikle robot operatör, şubeler arası üc- retsiz görüşme, detaylı raporlama, meşgul çalmama özelliği ve ses kaydı alabilen softsantral (sanal santral) hizmetimizi kullanmaktadır.

Tüm sohbetimizin ardından okuyucularımıza yeni bir GSM operatörü müjdesi verebilir miyiz?
10 milyon TL yatırım ve yaklaşık 20 milyon TL reklam bütçesi ile bir yıl içerisinde 250.000 abone ile tam anlamıyla sanal mobil şebeke hizmeti veren, sanal gsm operatörünü sektöre kazandırmayı planlamak- tayız. Türkiye’de BTK kurul kararı ile Full MVNO hizmetini verecek olan ilk firma Netgsm olacaktır. Bu konudaki gelişmeleri ve süreçleri www.netgsm.com.tr adresimizden veya sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

 

ileeticaretturkiye

DİJİTAL PAZARLAMADA UZMAN AÇIĞI ARTIYOR

AYDIN KARADÖLLER

Fotometrik 360 CEO- Fotoğrafçılar Meslek Kuruluşu Yönetim Kurulu Başkanı

Web tasarımdan sosyal medyaya, arama motoru optimizasyonundan online pazarlamaya kadar birçok uzmanlık dalını içeren dijital pazarlama, gençler için de cazip fırsatlar sunuyor.

Dijital pazarlamada uzman açığı artıyor İnternette birden çok kanal kullanılarak ürünün reklamının yapıl- ması olarak özetlenebilecek dijital pazarlama sayesinde şirketler daha fazla müşteri verisi toplayabiliyor, hedefe yönelik pazarlama faaliyetleri yapabiliyor, kullanıcılarla doğrudan iletişime geçebiliyor ve gelecek tepkilere göre stratejileri- ni değiştirebiliyor. Ayrıca müşterilerinin yakın zamanda hangi ürünü alabileceğini ve ne kadar harcama yapabileceğini öngören sistemler sayesinde dijital pazarlama bütçelerini müşteriden müşteriye farklılaştırabiliyor. Web tasarımdan sosyal medyaya, arama motoru optimizasyonundan online pazarlamaya kadar birçok uzmanlık dalını içeren dijital pazarlama, gençler için de cazip fırsatlar sunuyor. Bu alanda en fazla alım, yaklaşık 15 bin kişinin çalıştığı tahmin edilen e-ticaret sektörün- de. E-posta gönderimi, internet sitesinde satış, banner yayınlama,
site içi yapılan online aktiviteler ve daha birçok iş bir e-ticaret sitesi- nin her an gündeminde bulunuyor. Doğal olarak dijital pazarlama, bu sektörün candamarlarından biri.

Analitik Bakış Şart
Henüz 20 yıllık bir sektör olması ve çok hızlı büyümesi nedeniyle e-ticarette önemli bir istihdam açığı olduğunu vurgulayan ETİD (Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, tüm perakende sektörü düşünüldüğünde yıllık 3 bin kişiden fazla yazılımcı, tasarımcı ve online pazarlama uzmanına ihtiyaç olduğunu ve bu ihtiyacın ağırlıklı olarak yeni mezunlarla giderildiğini söylüyor. Orhun, “Dijital pazarlamayı yazılım geliştirmelerini yapanlar, tasarımları yapanlar ve uygulamaları etkin bir şekilde kullananlar olarak üçe ayırırsak her 3 dalda da önemli açıklar var. Yeni mezun olacaklar bu dalları ciddi olarak düşünmeli” diyor.

Uzman açığı, yeni oluşan pozisyonlardan özellikle kullanıcı de- neyimi tarafında yoğun görülüyor. Yeni jenerasyonun bu alana çok ilgili olduğunu, adaptasyon ve öğrenme becerilerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Positive A Digital Approach Kurucu Ortağı Caner Istı’ya göre doldurmakta en çok zorlanılan pozisyonlar dijital pazarlama stratejilerini oluşturacak analistler, kullanıcı deneyimi uzmanları ve tasarımcıları (UI ve UX designer’lar). Caner Istı bu alanların ayrımlarının henüz şirketler ve kişiler tarafından algılanamadığını, bunun yanında özellikle kullanıcı deneyimine yönelik tasarıma yönelmek isteyenlerin çok genç ve perakendede deneyimsiz olduğunu söylüyor. Istı ayrıca “Şirketlerin omnikanal dönüşümü serüvenin- de süreci yönetecek danışman ve yöneticilere de ihtiyaçları yüksek seviyede” diyor.
En Çok Başvuru Sosyal Medyaya
Sektörün yaygınlaşması başvuruları da olumlu etkiliyor. Yenibiris. com’da son 6 aydaki başvurular yüzde 48 oranında arttı. En fazla başvuru sosyal medya uzmanı ve ardından SEO uzmanına yapıldı. İlanlar ise son 6 ay içinde yüzde 34 oranında arttı. Dijital pazarlama- da en çok ilan verilen pozisyonlar sırasıyla şunlar:
1-Mobil Yazılım Uzmanı 2-Sosyal Medya Uzmanı 3-Web Tasarım Uzmanı 4-Dijital Pazarlama Uzmanı 5-SEO (Arama Motoru Optimizas- yonu) Uzmanı 6-Sosyal Medya Yöneticisi 7-Adwords Hesap Yöneticisi 8-Web Tasarım Eğitmeni 9-Dijital Pazarlama Müdürü 10-SEO Yöneticisi İş deneyiminin öncelikli kriter olduğu bu alanda 1 yıllık deneyim bile çok önemli. Özellikle yazılım ve tasarımda daha okul yıllarında projelerde görev almış olanlar, hiç çalışmamış olanlara göre avantajlı konumda. Kişinin bir an önce bir yerden başlaması öneriliyor.

Dijital pazarlama alanında çalış- mak için kendi alanındaki kriterlerin yanısıra takım çalışmasına yatkınlık, alanındaki yeni iş yaklaşımlarını yakından takip etmek, Microsoft Office programlarına (özellikle Excel’e) hakim olmak, arama motorları reklam süreçlerini iyi bilmek ve İngilizce gerekiyor. Bu alandaki pozisyonların çoğun- da SEO (Arama Motoru Optimizas- yonu), SEM (Arama Motoru Pazar- lama) ve “adwords” bilgisi olanları tercih ettiklerini söyleyen Hürriyet E-Business Dijital Pazarlama Koordinatörü Mustafa Kemal Temel, ayrıca yeni fikirler üretebilme, rapor ve analiz yapabilme niteliklerinin de altını çiziyor. Online pazarlama uzmanlarında deneyimin yanısıra yaratıcılık da ön sırada. Ayrıca mesai kavramı bu sektörde yok. ETİD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, “Kişileri ‘Bilgisayarımı kapatırım yarın sabaha kadar işimi hayatımdan çı- kartırım” tarzından uzak bir yaşam bekliyor. Yaptığı önemli bir kampanyanın sonuçlarını akşam izlemeyen bir dijital pazarlamacının, gerekli aksiyonları o anda almazsa başarılı olması çok zor” diyor. Yenibiris.com’da SEO Uzmanı ilanı veren firmalardan Touristica Seyahat Acentası’nın Muhasebe Müdürü Hikmet Ögrüç, rekabetin hiç durmadığı turizm sektöründe arama trendlerinin de devamlı değişkenlik gösterdiğini söylüyor. Yönetici, SEO uzmanından içerik oluşturma, içerik yönetimi, yeni trendleri takip gibi konularda da bilgi sahibi ve çok iyi bir pazarlamacı olmasını beklediklerini ilave ediyor. İş görüşmelerinde ise adayın belirttiği özellikleri ile deneyimlerinin ne kadar uyuştuğuna ve işe ne de- recede hakim olduğunu anlamaya yönelik sorular soruluyor. Firmaların büyük bir kısmı İngilizce testi de uyguluyor. İşin teknoloji odaklı olması nedeniyle kişinin öğrenme- ye açık ve istekli olması çok önemli ancak görüştüğümüz yöneticilerin çoğu bunun zor bulunan bir özellik olduğunda hemfikir.

ileeticaretturkiye

DİJİTAL PAZARLAMA VE FOTOĞRAF

Konuya girmeden önce değişen ürün yapılarının pazarlama stratejilerini nasıl etkilediğini incelemekte fayda var, çağımızın dijital gelişmenin bir anlamda esiri olmaya başladığını sanırım herkes ciddi anlamda hissetmeye başladı ve bunun kaçınılmaz etkisi olarak ürünler ve hizmetlerde bundan çok büyük bir pay aldı.

Örneklendirecek olursak; kahve keyfimizin değişen yolculuğuna kısaca bir göz ata- lım. Kahve bir cezve aracılığı ile ocakta belirli bir süre işleme tabi tutulduktan sonra servis edilen bir yapıya sahip iken, önce bir bardak sıcak suya istenilen ölçü- de granül şekline getirilmiş tozlar haline geldi fakat bu tiryakileri tatmin etmiyordu. Başlangıçta cezve değişim göstererek altına bir ısıtıcı yerleşti, ocak ortadan kalmıştı mutfağa gitmeye gerek kalmadan ofiste veya istediğiniz her yerde köpüklü Türk Kahvesi yapabiliyordunuz. Kısa bir aradan sonra yapım aşamasını ortadan kaldıran bir gelişme yaşandı, daha teknolojik bir araç piyasada yerini almıştı, Türk kahvesi makinesi siz suyu ve kahveyi makineye koyup bir düğmeye bastığınızda makine kahveyi yapıyor ve işlem bittiğin- de sesli bir ikaz ile kahvenizi yudumlayabileceğinizi size haber
veriyordu. Bu arada diğer kahve seçenekleri için geliştirilen tam otomatik makineleri unutmamak gerekli hepsi için gerekli tek şart; isteğiniz doğrultusunda düğmeler aracılığı ile seçiminizi yapmak ve gerekli süre sonunda ürü- ne ulaşmak süreç tam anlamı ile parmaklarınızla yönetilen bir hale gelmişti. Başka bir gelişme arabalarımız; direksiyon ilk önceleri aracın sevk ve idaresini yapan bir nesne iken bu günlerde üzerine eklenen tuş ve kollar aracılığı ile birçok şeyi de üzerinden kontrol edebileceğiniz yapıya geldi vites değiştirmek, müzik sistemi, kumanda etmek, hız kontrolü ve hatta gaz verip gaz kesmek dahil tek yapmanız gereken parmaklarınızı kullanara süreci yönlendirmek. Evet “parmaklarla dokunarak süreci yönlendirmek” bu kavram akıllı telefonlarında hayatımıza girmesi ile beraber tüm yaşam
ve alışveriş şeklimizi de değiştirmedi mi? İletişim, sosyal hayatımız, tercihlerimiz hepsi birden parmaklarımızın ucunda; gerçek anlamda dokunmadan yaşantı- mızın bir çok alanına dokunup dokundurulabilir hale geldi. Hal böyle iken fotoğrafın paylaşılabilir bir konuma gelmesi iletişimimizi bir kat daha güçlendirirken dokunmak veya dokundurmak istediğiniz alanların etkileşimini arttırmak için güçlü, içine duyguların, deneyimlerin ve ifadelerin katıldığı fotoğrafların oluşturulması gerekir. Eğer bir hizmet, bir ürün vb. yapıyı pazarlamak istiyorsanız bu imgeyi öncelikle görselleştirmeniz gerekir, bunu yaparken dikkate alınması gereken kriterler kısaca : 1/ Pazarladığınız unsurun tüm özelliklerini detaylı bir şekilde araştırın. 2/ Öne çıkan unsurları belirleyin. 3/ Rakibinizin ürününü analiz edin ve farklılıklarınızı ayrıştırın.

4/ Kullanıcının satın aldığı ürününüzden beklentilerini detaylandırın. 5/ Ürününüzü pazarda konumlandırın. 6/ Tüm bu kriterlerin toplamın- dan elde ettiğiniz sonuçları fotoğraf çekimi esnasında ürün görseline yansıtın. Bu süreç sancılı ve yorucu bir aşama gibi gelebilir, fakat tüm bunların bileşimi ile ortaya çıkan görsel tüketici gözünde tatmin edici bir noktaya gelecek satış oranlarınız fark edilir biçimde artış gösterecektir. Bu süreç ile beraber; stok, tedarik, ürün teslimi gibi birden fazla işinizin, yönet- meniz gereken bir işletmenizin de olduğu düşünüldüğünde zaman ayırması zor olan bir sürece girebilirsiniz, “bu durumlarda genellikle fotoğraf başka bir yerden alınır veya önem gösterilmeden hızlı ve basit çözümler ile ürün görseli oluşturulur”
1- Bir başkasının müşteri yapısı, pazarlama stili sizin müşteri grubunuza uygun gelmeyebilir. 2- Uygun olmayan koşullarda çekilmiş bir fotoğraf tüketicinin satın alma eğilimini düşürür. 3- Size zaman ve para kaybettirebilir. En kısa ve karlı yol ürün veya hizmetinizin fotoğraflarını bu işin uzmanına ürettirmektir dikkat edin bir fotoğrafçıya demedim sizin hizmet verdiğiniz konuda bilgi birikimi olan kişiden bahsediyorum, fotoğrafçılık genel bir kavramdır kendi içinde uzmanlık alanlarına ayrılır Düğün fotoğrafı, mimari fotoğraf, portre, moda, ürün fotoğrafı vb. fotoğrafçınızı seçerken sizin konunuza hakim olan yapıda üretim yapan uzmanlara başvurun iş örnekleri isteyin.. Fotoğraflarınızı konusuna hakim bir kişiye yaptırmanız size neler kazandırır. 1- Kaliteli ve nitelikli gör- seller satışı arttırır. 2- Size diğer işleriniz ile ilgilenmek için zaman kazandırır. 3- Ödemeniz karşılığında alacağınız faturayı mas- raflarınızdan düşersiniz. 4- Dışarıdan alacağınız hizmetler firma içindeki personel maliyetini /istihdamını azaltır. 5- Farklı görüş ve vizyon katar.

ileeticaretturkiye

OMNİ CHANNEL

1990’lı yıllarda başlayan dijitalleşme çağı ile birlikte hayatımıza giren dijital pazarlama kavramı, 2000’li yıllarda sosyal medya kültürünün tavan yapması ile günden güne değişim hızını arttırdı ve müşterilerin de kontrol edilmesi ve yönetilebilir olmasını daha da zorlaştırdı.

Omni Channel kavramına gelene kadar perakende ve pazarlama çeşitli evreler geçirmiş, her dönem işletmelerin satışlarını arttırmalarında iştahını kabartan satış alanları söz konusu olmuştur. Herhalde bugüne kadar da söylenmesi cazibedar ama uygulaması bahane ve engellerle dolu bir kavram olan Omni Channel bir kavram olma- mıştır.
Omni Channel kavramını günü- müzün popüler satış modelini, müşteri deneyimi fonksiyonu olarak görüp beklentiyi indirgeyebilir hatta küçümseyedebilirsiniz veya planlama, bütçe, donanım, operasyon, altyapı, crm gibi tüm yeteneklerin satış kanalları arasında entegre olmuş tam müşteri deneyimi amaçlanan bir iş modeli olarak çıtayı yükseltebilirsiniz. Tercih sizin. Omni Channel kavramından önce brick and mortar, multi channel kavramları iş modeli olarak oldukça favoriydi. Terimlerin İngilizce kullanımı ise tamamen karizmatik bir hava katmak içindir. Fiziksel mağaza satış, çok ka- nallı satış demektense daha hızlı özenilip kabullenebilir olduğun- dan ingilizcesi daha havalıdır. Bu havaya karşın ortaya koyabildiğimiz çok da aman aman Omni Channel iş modelleri olmamasına rağmen biliyor gibi yüksek frekanstan konuşmak bile tatmin edici olabildiği gözlemlenmiştir.

Fiziksel Mağaza Satışı (Brick and Mortar)
Anam-babam usulü satış modeli dediğimiz, pazar, seyyar satıcı, mağaza vs gibi fiziksel lokasyonlarda yapılan satışı temsil etmektedir. Müşterinin bir birey olarak hafızalara kazındığı, onun dijital bir veri gibi görülmediği samimi ilişkilerin söz konusu olduğu yaklaşım dönemi. Perakendenin gelişmesi ile birlikte lokasyonların çığ gibi büyümesi ile bu ilişki daha resmiyet kazandı. Dijitalleşme ile birlikte müşteri bir veri yumağı gibi görülmeye başlandı ancak bu veri içerisine samimiyet eklenmeye çalışılması günümüzün problemidir. Müşteri ile samimiyeti keserek dijital verilerin analizi ile müşteri iletişimi içerisine samimiyet katmaya çalışmak ironik bir durum olduğu gibi sırıtmaya da başladı.

Çok Kanallı Satış ( Multi Channel)
Çok Kanallı satışın fiziksel mağaza satışından tek farkı, bağımsız
veya yarı bağımlı kanallarda da ürünlerinizin müşteriler ile buluşuyor olması. Tek farkı müşteri denetiminin sizde olmamasıdır. Bayi, toptancı, corner, pazaryeri vb gibi satış noktalarında müşterilerinize ürünlerinizi ulaştırıyor olsanız da aslında sizin olmayan müşteriye dokunamadığınız bir iş modeli idi. Satış kanallarının temelde birbiri ile fiziksel bir bağlantısı olmadığı için aynı müşteri birden fazla satış kanalında de- neyim yaşasa ve veri izi bıraksa da her kanal bunu ayrı ayrı güncellediğinden aynı müşteri beş müşteri yerine de geçebilmekte. Yani aynı kişiye aynı ürünü satmak için tüm satış kanalları kendi verisine göre iletişim yapsa müşteri tarafında cinnet durumu ya- şanması kaçınılmaz son olmaktadır.
Son yıllarda sıklıkla Omni Channel kavramı konuşulsa da hala Multi Channel kavramı içerisinde yoğrulmaktayız. Omni Channel çokça zikredilince sanki hayata geçirmişiz gibi bir algı da oluşturduğu için dikkat etmekte fayda var. Kendimizle yüzleşmekte fayda var diye düşünüyorum. Cılız ama takdir edilesi birkaç örnek dışında Omni Channel modelini hayata geçirebilmiş değiliz.

Konuşmayı ve ahkam kesmeyi yapmak olarak görmemek lazım. Bunun yanında başarılı örnekleri de sadece iş çıktısı ile değil arka planda sahip olduğu yetenekle- re göre de değerlendirmek gerektiği önemli bir nokta. Cümle- ye Apple ve Walmart örnekleri ile başlama cesareti vizyonel olarak alkışlansa da firma yeteneklerimiz ile kıyaslandığında da aynı yeteneklere sahip değilsek gerçekçi cümlerle tamamlayarak aynı cesareti göstermekte fayda var. Yüksek tonda edebiyat parçalamak bir süre sonra ses var görüntü yok moduna da geçebilir ve geçtiği de ortada.
Multi channel modelinde çıtayı atlatamamamızın sebeplerinden biri de ziyadesi ile para harcayıp dijitalleştirdiğimiz müşteriyi havuzlarını birleştirememe problemi. Hukuki engeller de bir anda baltanın taşa vurulmasına sebep oldu ama azimle baltayı taşa vuran taşı bile kırar revize düsturu ile taşa vurmaya devam etmekte. Sanki taş kırılır gibi sesler çıkarıyor ancak aynı zamanda baltanın da ucu körelmiyor değil. Bu da bize yeni birkaç kavram öğretti. Büyük Data (Big Data) ve Veri Madenciliği (Data Mining). Çok karizmatik tanımlar olması ve çağımızın dijital vebası gibi olan bu kavramlar konumuz ile ilişkili olsa da temel olarak başlı başına işlenmesi gereken kavramlar olduğu için çok fazla parmak bas- mayacağız. İşte bu satış kanallarını ve müşteri verilerini birbiri ile entegre etme cesareti ve bonkörlüğünü göstersen de organizasyonlar artık bir level daha atlayıp Omni Channel dünyasına hoş geldin ediliyorlar. Peki onlar hoş bulduk diyebiliyorlar mı?

OMNİ CHANNEL
Aslında söylem olarak deseler de örnekleri ile ben bir arkadaşa bakıp çıkacaktım demekten öte- ye pek gidilemedi gibi… Kendi çöplüğümüzde kral biz olsak da global arenaya çıktığımızda lüks bir restoranda oturup bir çay içip kalkacağız mahcubiyeti var gibi. Deniz derya bir kavram olsa da Omni Channel Kavramını basitleştirmekte fayda var. Nedir bu Omni Channel? “Tüm satış kanalları ve/veya müşterinin iz bıraktığı tüm noktalar da müşteriye aynı deneyimi yaşatmaktır.” desek sanırım oldukça basite oluruz. Peki bu kadar kolay mı? Yukarıda belirttiğimiz gibi nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Güzel bakan güzel görür…
Aslında o kadar kolay değil demek geliyor içimden ama zor göstermek de PR yapmanın karşılığı olabileceği için uzak durmakta fayda var. İlk olarak Omni Channel’ı satış arttırmak olarak görmek zannederim biraz bencil ve kısa vadeli yaklaşım olacaktır. Siz müşterinizi mutlu edin ki müşteriniz de sizi mutlu etsin bakış açısı ile tüm kanallarda müşteri aynı müşteri memnuniyeti yaşatmak olarak daha pozitif, müşteri odaklı ve uzun vadeli yaklaşım olacaktır.

Öncelikle dikkat etmekte fayda olan ilk konu Omni Channel her organizasyon için aynı model ile başarı getirmeyeceğidir. Her organizasyon için ihtiyaç olduğu bile muallak olması da ayrı bir konu. Dolayısı ile Omni Channel dünyasını ilk olarak kendi iş modelinizi analiz ederek başlamak en doğrusu olacaktır. İş modelimizi değişen ve gelişen kurallara göre revize etmek, kısa ve/ veya uzun vadeli planlamalar ile ortaya koymak gerçeklerle yüzleşmenin ilk kuralı. Buna ek olarak iş modelinizi Omni Channel kavramına uydurmak yerine Omni Channel kavramını kendi iş modelinize de uydurmak en kestirme çözümlerden biri de olabilir. Kısaca Omni Channel Kanallar arasında, farklılaşmaya veya aksaklığa uğramadan sürdürülebilen bir alışveriş yolculuğu planlıyor. Çünkü müşterinin alış veriş deneyimi nerede başlıyorsa orada bitmiyor. Omni Channel müşteri deneyimi, dijital pazarlama terimi olarak ortaya atılmış ise de, aslında geleneksel pazarlama stratejilerinin üzerine versiyon geliştirmesi gibi internet dünyasını da ekleyerek bütünsel bir hizmet anlayışı olarak anılmayı hak ediyor. Markaların geleneksel ya da modern iletişim kanallarına yepyeni bir müşteri seyahati imkanı sunuyor. Bu değerlendirmelerden sonra biraz da realitelere bakmakta fayda var.

Fiziksel Satış Noktaları
Kabaca her marka ve/veya her mağaza aynı satış stratejine sahip olmağı için ve aynı operasyonel yeteneğe sahip olmadığı için iş modelini sağlıklı biçimde masaya yatırmakta fayda var. “Kız internetten satın alıyorsun mağazadan teslim alıyorsun” gibi bir bakış açısı ile Omni Chan- nel’ın “O” sunun yarım dairesini tanımlayacak olur ise her marka/ mağaza operasyonel yeteneği, kasa noktası sirkülasyonu, personel eğitim seviyesi buna im- kan vermeyebilir. Yoğun bir kasa noktası operasyonunun olması durumunda müşterileri daha da
bekletmek müşteri deneyimini olumsuz da etkileyebilir. İş modelini masaya yatırmakta fayda var.

 

İnternet Satış Kanalları
Online Mağazanızda ve/veya internet satış kanallarında sunacağınız deneyim nispeten daha kontrol edilebilir görünmekte. Ancak satış sonrası müşterinin memnuniyet hunisi de dikkate alındığında müşterinin satış şemasında diğer lokasyonlara da uğratıyor iseniz bilgi akışını tam ve eksiksiz sağlamak çok önem- li. İşte müşteriye kaş yaparken gözünü oymak tam da bu olsa gerek. Online Satış kanallarında müşteri dijitaldir. Nispeten ve göreceli olarak duygusal iletişim daha az gerçekleşmektedir. Bu durumu avantaja çevirmek de sizin elinizde. Online ve Offline entegrasyonunuz tam ise müşteriniz tüm kanallar arasında seyahat ederken arka planda size ummadığınız fırsatlar da sağlar. Buradan siz ne alabiliyorsanız artık Online dünyayı elbette kendi içerisinde de değerlendirmek önemli. Online satış siteniz, pa- zar yeri satış kanalları, özel alış- veriş siteleri, sosyal medya et- kileşimi ve mobil dünya zaten başlı başına bir organizasyon ve operasyon. Kuşaklar arası kültürel fark, davranış psikolojisi ve beklentiler de incelendiğinde online dünyada müşterinize yakınlaşamıyorsanız çok da fazla geleceğe dönük hayaller kurmamakta fayda var.
İnternetin sağladığı imkanları düşündüğümüzde aslında müşteriler ihtiyaç olabilecek tüm veriyi isteyerek veya istemeyerek hizmetinize sunuyor. Özellikle mobil dünyanın gelişimi ile birlikte istemediğimiz kadar veri karşımızda duruyor. Uzanıp almak kalıyor. İnsanlara bireysel olarak lokasyonlarının günlük bilgilerinin paylaşılması istense yüksek ihtimal okkalı bir hayır cevabı alacaktır. Ancak çeşitli aplikasyonlar aracılığı oyunlaştırılmış uygulamalar ile her türlü verisini paylaşmaktalar. Bir de üzerine teşekkür ediyorlar.

OPERASYONEL YETENEKLER
Omni Channel iş modelinde müşteriye tüm kanallarda aynı deneyimi yaşatmak adına sahip olunan yetenekler ve imkanlar yeterli değil ise tekrar düşünmekte ve/veya iş modelini re- vize etmekte fayda var. Madem müşteri tüm kanallarda aynı de- neyimi yaşayacak, o zaman tüm kanallarda aynı ürün gamı, aynı fiyat ve aynı memnuniyet kuralları geçerli olacak mı? Bu ciddi bir maliyet yükü oluşturduğundan enine boyuna analiz edilmesi faydalı olabilir. Tabi ki müşteriye kendinizi doğru ifade ederek bu maliyetleri ve/veya iş modelini uyarlayabilirsiniz. Ama ya anla- tamadıysanız? Ya anlattığınızı sanıyorsanız ama müşteri farklı anladıysa.
Örnek vermekte fayda var; internetten satın alınan sepet ürünlerinin bir kısmını müşteri mağazadan teslim alacağını beyan etmiş olsun. Mağazaya gittiği zaman stok operasyonu başarılı gerçekleşemediyse ve müşteriye ürün teslim edilemezse? Ve/veya değişim için gittiği zaman ürün stoğunun tükenmesi sebebi ile müşteriye verilecek ikame ürün ve/veya ücret karşılığı ürün için- de tatmin edilemezse? Bu sorunların hepsinin cevabı var elbette ama operasyonel yetenekleriniz ve maliyetleriniz ile doğru orantılı. Plansız bir şekilde yaptım oldu dememek sanki daha faydalı gibi duruyor.
Omni Channel modelinde müşterinin etkileşimde ve iletişimde bulunabileceği tüm kanallarda müşteriye aynı deneyimi yaşatmak için, kanallar arasında tekil iletişim olmalı ve müşteri hangi kanal ile etkileşimde olursa ol- sun aynı deneyimi yaşamalıdır. Koleksiyon, kampanya, fiyat, görsel sunum, satış sonrası hizmet ve firma uygulamaları her kanal- da aynı olmalıdır. Müşteri herhangi bir kanalda farklı bir uygulama ile karşılaşmamalı ve kanallar arasında mümkün olduğunca farklılık olmamalıdır. Olacak ise de avantaja çevrilmelidir.

ALT YAPI YETENEKLERİ
Denizi geçip çayda boğulmak mı dersiniz, treni hor gördüm merkebi bulamadım mı dersiniz ne derseniz size kalmış ancak malum bir süreçtir alt yapı süreçle- ri. İş modelinizi uygulayabilecek ve/veya uyarlayabilecek, hayallerinizi hayata geçirebilecek sis- temler hep vardır ama nedense hiç yokmuş gibi algılatılır. Ya çok zordur ya da çok zaman alır. Öyle durumlar olur ki Ay’a mekik göndersek daha mı zor olur veya atomu parçalamak kesin daha kolaydır cümleleri beyninizin içinde çin gongu gibi yankılanır. Bu iş bu kadar zor olmasa gerek
diye düşünürken bir de maliyetler işin içine girince uranyumun kilosu kaça gibi denklemler de kurdurabilir. Bu ucu açık süreci herkesin kendi payına düşeni alacağı bir cümle ile tamamla- makta fayda var. “Süpermencilik oynamaya gerek yok. Bu iş ekip ve motivasyon işidir.”
VERİ ANALİZİ YETENEKLERİ
Gelecekte müşterinin fiziksel ve dijital alışveriş dünyası için bir tercih yapmak zorunda olmaya- cağı, olmak zorunda olmayacağı ve olmak istemeyeceği bir dün- ya ile karşı karşıya kalacağız. Bu dünya da var olabilmenin temeli veri madenlerini şimdiden kaz- makta yattığı da bir gerçek. Dijital dünyada tüm kıymet artık veri. Offline dünyanın duygusallığın- dan daha çok verilerin psikolojik yönetimi daha bir ehemmiyet kazanıyor olacağı hayal değil. Görünen o ki offline ve online dünya birbirine rakip olmaktan çok birbirine sıkı sıkıya hizmet eden bir yapıya dönüşecek. Müşteri sosyalleştiği zaman offline dünyada, asosyal olduğu zaman da dijital dünyada iz bırakmaya devam edecek.
Omni Channel a ister yeni pazar- lama stratejisi, ister dijital pazarlamanın yeni kavramı, isterseniz satış modeli ve stratejisi gibi bakın, isterseniz de müşteri memnuniyetinin yeni kuralları olarak değerlendirin. Hepsini de kendi başına doğru olarak kabul ede- biliriz. Bunların ötesinde görmemizin önemli olduğu konu ise Omni Channel aslında bir temel ve başlangıç. Bundan sonrası bunu gerçekleştirebilme yeteneğine sahip olan markaların katma değer katarak yükseleceği bir dünya olacak.

ileeticaretturkiye

PERAKENDE SEKTÖRÜNDE OMNİ-CHANNEL PAZARLAMA STRATEJİLERİ

Teknolojinin hızlı değiştiği günümüzde tüketicilerin değişen alışveriş alışkanlıklarını tanımlamak için pazarlamacılar tarafından farklı terminolojiler oluşturulmuştur.

Bir önceki trend olan Multi-channel (Çok kanallı) pazarlama tüketiciyi herhangi bir kanalda (e-ticaret, fiziki mağaza, sosyal medya vs.) yakalamayı amaçlarken Omnichannel pazarlama ise bütün kanalların entegre çalışması üzerine kurulmuştur.
İnternet ve telefonla pazarlama hayatımıza girmeden önce bir ürün satın almak istediğimizde yakın çevremize danışır deneyimlerini öğrenmek ister ve ilgili mağazaya giderek satın almasını gerçekleştirirdik. Günümüzde ise internet siteleri üzerinden özelliklerini karşılaştırır, forum sitelerinden yorumlarını okur ve sosyal medyada ne kadar paylaşıldığına bakarak satın almaya karar veriyoruz. Tabii ki bu durum yine pazarlamacıların çok severek kullandığı x, y ve z kuşaklarının internet kullanım alışkanlıkları ile orantılı olarak değişmektedir. Daha somut bir örnek üzerinden gitmek istersek, tüketici online reklamınıza tıklar buradan e-ticaret sitenize girer, ilgili ürünü sosyal medya hesaplarından arkadaşları ile paylaşır ve bir sonraki gün yorumlarını okuduktan sonra fiziki mağazanıza giderek ürünü satın alabilir. Burada e-ticaret siteniz müşteriye sadece ürün satmayı değil ona
ürün hakkında bilgi vermeyi ve sosyal medya hesaplarında kolay paylaşabilmeyi sağlamıştır.

Tüketiciye ulaştığımız ka- nalların entegre çalıştığı bir sistemdeki temel zorluklar nelerdir dersek?
1. Kanalların yapısı gereği yaşadığı hizmet farklıkları: Fiziki mağazaya giden tüketici ödemesini yaparak ürünü satın alırken, e-ticaret sitesinde ürünün kargo ile kendisine ulaşmasını beklemektedir. Yine mağazaya giden tüketici ürün hakkında mağaza personelinden anlık olarak deneyim ve yorumlarını alırken, e-ticaret sitesinde bu bilgilere kendisi ulaşması gerekmektedir. 2. Kanallar arasındaki iletişimin ol- maması: Mağazaya giden ve ürün satın alan tüketiciye ait bilgilerin sadece fatura olarak saklanması ya da e-ticaret sitesi üzerinden ürün sa- tın alan müşterinin bilgilerinin mağaza personeline gitmemesi.

Peki entegre çalışan bir se- naryo nasıl olmalı dersek?
Tüketici mağazaya girer daha önce alışveriş yapmış ve cep tele- fonu sistemde tanımlı ise personel kapıdan giren kişiye ait bilgileri cep telefonunda görür. Müşterisi- ne ismi ile hitap eder ve müşterinin daha önceden e mağazada alışveriş yaptığı ürünlere bakarak kendisine ürünler önerir. Tüketici beğendiği ürünü satın alarak eve gittiğinde ilgili firmaya ait internet sitesine giriş yapar yapmaz o gün satın aldığı ürüne ait ilişkisel ürünler ile karşılaşır. Beğendiği ürünü sepete attıktan sonra eğer satın alma yapmaz ise bir sonraki gün firmaya ait çağrı merkezi tarafın- dan sepetine attığı ürüne ait özel teklif ile aranır. Burada; fiziki mağaza, e-mağaza ve çağrı merkezi arasında veri akışının düzenli olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Sonuç olarak tüketiciye dokunduğumuz her bir kanal deneyimin paylaşıldığı bir nokta görevi görmektedir. Verinin doğru ve zamanında analizini sağlayabilirsek satış için uygun koşulları da yaratabiliriz.

 

ileeticaretturkiye

D&R, KOBO ANLAŞMASIYLA YILLIK E-KİTAP SATIŞ HEDEFİNİ BEŞE KATLADI

D&R ve Rakuten’in e-kitap şirketi Kobo, Türkiye e-kitap pazarını yakından ilgilendiren bir anlaşmayla güçlerini birleştirdi. İki şirket, iş birliğiyle ilgili resmi açık- lamayı 27 Nisan’da düzenlenen bir basın toplantısıyla yaptı. D&R CEO’su Kürşat Demircioğlu ve Rakuten Kobo Başkanı ve CEO’su Michael Tamblyn’in katıldığı toplantıda öne çıkan notlar- dan ilki anlaşmanın D&R’ın e-kitap satışlarını ciddi ölçüde arttıracağı. Öyle ki yıllık ortalama 90 bin adet e-kitap satan D&R Kobo ile birlikte bu sayıyı beşe katlamayı ve 450 bine çıkarmayı planlıyor.
D&R’ın hedef yükseltmesinde Kobo’nun 4 milyon adet e-kitaptan oluşan devasa arşivinin Türkiye’ye açılması önemli bir faktör. Bu kitapların bir milyonu ücretsiz olarak kullanıcılarla buluşuyor. Buna ekolarak D&R, Türkçe e-kitap içeriğini de güçlendiriyor. Bugün okurlarının 15 bin adet Türkçe e-kitaba erişmesini sağlayan D&R, bu sayıyı yıl sonuna kadar 30 bine çıkarmayı planlıyor. Anlaşma D&R’ın bu içeriğini Kobo’nun Türkiye dışında faaliyet gösterdiği ülkelere götürmesinin de önünü açıyor. D&R CEO’su Kürşat Demircioğlu bu fır- satı kullanacaklarını belirtiyordu.
Kobo’nun en önemli avantajların- dan biri kendi e-okuyucularıyla birlikte, mobil ve masaüstü uygulamaları yoluyla sürekli okumaya imkan sağlaması. Yılda 10 milyon adet e-kitap satana Kobo’nun CEO’su Michael Tamblyn iş birli- ğiyle ilgili olarak faaliyet göster- dikleri 19 ülkenin hepsinde D&R benzeri iş birlikleriyle hareket et- tiklerini de söyledi. D&R’ın e-kitaplar alanında güçlü bir iş ortağıyla çalışmaya başlaması Türkiye e-kitap pazarıyla ilgili önemli bir haber zira ortaklık pazarı da büyütebilecek nitelikte. Ancak şirketin offline kitap satışlarını online’a kaydırmak gibi bir amacı en azından şu aşamada yok. Bu soruma kesin bir “Hayır” yanıtını veren Kürşat Demircioğlu, D&R’ın e-kitaplardan 2015’te 1.3 milyon TL gelir elde ettiğini ve bu yıl bu hedefi 5 milyon TL’ye çıkardıklarını da paylaştı.
Merak edenler için D&R 2015 yılını 680 milyon TL ciroyla kapattı ve bunun içinde kitabın payı yüzde 45 yani 320 milyon TL olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl 25 milyon adet kitap satan şirketin bu satışlarının her yıl yüzde 20 oranında büyüyor.

ileeticaretturkiye

MİLLİ ÖDEME MARKASI TROY KULLANIMA SUNULDU

Türkiye kendi ödeme yöntemini kullanıma sunuldu. Kredi ve banka kartlarının sağ alt köşesinde yer alan ve ödeme yöntemi markasını taşıyan bölümde artık bir Türk markası da yer alıyor.

Kartınız ile alışveriş yapmak ya da ATM’den para çekmek istediğinizde kartınızın sağ alt köşe- sinde yer alan marka, bu işlemleri yapmanızı sağlar ve bu markanın ar- kasında büyük bir teknolojik altyapı vardır. Teknoloji ve güvenlikte dünya stan- dartlarını yakalamış Türkiye’ye özel bu platform adını “Türkiye’nin Ödeme Yönteminden aldı ve Türkiye: tr, Ödeme: o, Yöntemi: y, harflerinden oluşan kısaltmayla “Troy” oldu. Bilgi birikimi, gelişmiş teknolojisi, inovatif yaklaşımı ve güvenli altya- pısı ile Türkiye’deki bankaların katılımıyla oluşan Türkiye Ödeme Sis- temleri sektörü güçlerini birleştirdi, Türkiye’nin ilk ve tek ulusal ödeme yöntemini geliştirdi. 1 Nisan 2016 itibarıyla Türkiye’deki tüm POS, ATM ve e-ticaret siteleri Troy logolu kartlarla işlem yapmaya hazır. Türkiye’de yerli kredi kartı ile e-ticarette ödeme seçeneklerini geliştiren TROY yapılan ilk işlemle kullanı- ma sunuldu. BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “TROY’un arkasında bankacılıktaki bilgi birikimi,
deneyimi ve teknolojisi ile Türkiye var. Bu yüzden adımız Türkiye’nin Ödeme Yönteminden geliyor. Türkiye’nin TR’si, ödemenin O’su ve Yöntemi’nin Y’sinden oluşan kısaltmayla yerli karta TROY adını verdik.”

E-ticarete açık
Türkiye’deki tüm POS, ATM ve e-ticaret siteleri 1 Nisan 2016 itibariyle TROY logolu kartlar ile işlem yapmaya hazır hale geldi. Pek yakında cüzdanlarda da TROY logolu kartları görülecek. TROY evlerde, işyerlerinde ve tüm alışverişlerde kullanılabiliyor. Soner Canko TROY’un kapsamlı hizmetleri şöyle sıraladı: “İster POS, ister ATM, ister internet üzerinden alışveriş olsun; ödeme yaparken ya da ödeme alırken işleminiz güvenli, hızlı ve sorunsuz bir şekilde gerçekleşecek. Üstelik Tür- kiye’ye özel olacak, Türkiye kazanacak. TROY’un arkasında Türkiye var. Türkiye’nin bilgi birikimi, deneyimi ve teknolojisi var. Finansal teknolojilerde ve güvenlikte dünya standartlarını yakalamış bir ülke olarak bu çok önemli bir güvence. Bunun sebeplerini daha iyi anlayabilmek için geleceğe odaklanmamız lazım.
Dünyadaki örnekler bize yerel kartlı sistemlerle ilgili önemli ipuçları veri- yor. Tüm dünyada kartlı ödemelerin ekonomilerin büyümesine yardımcı olduğunu görüyoruz. Kartlı öde- meler kayıt dışı ekonomiyi önlüyor, enflasyonu düşürüyor, istihdam yaratıyor ve nakit para yükünden kur- tarıyor.”

 

E-ticaret siteleri TROY logolu kartlarla işlem yapmaya hazır
BKM olarak fırsatları görerek çalışmalarını tamamladıklarını belirten Canko, “Türkiye’nin ilk ve tek ulusal ödeme yöntemini geliştirebilmek için uzun çalışmalar yaptık. Standartları belirledik, operasyonel kuralları hazırladık. Kart çıkaran ve bunları kabul eden üyelerle çalıştık. Kart üre- ticilerinin, terminal sağlayıcılarının hazır hale gelmesini sağladık. Yasal otoritelerden onaylarımızı aldık ve tüm çalışmalarımızı tamamladık. 1 Nisan 2016 itibariyle Türkiye’deki tüm POS, ATM ve e-ticaret siteleri TROY logolu kartlarla işlem yapmaya hazır hale geldi” şeklinde konuştu.

 

ileeticaretturkiye

SEKTÖR DEĞİŞİMLERİYLE BİRLİKTE ÇALIŞANLARINDA BEKLENTİLERİ FARKLILAŞIYOR

Yıllar önce işe başladığımda cep telefonları henüz çıkmamıştı. Mektup yazdığım dönemleri bile hatırlıyorum. Ta ki 90’lı yıllarda kocaman kocaman telsiz şeklinde mobil telefonlar hayatımıza girene kadar…

O dönemler işe alımlar için iletişim kurmak oldukça farklıydı. En rağbet gören işe alım şekli “hamili kart yakınımdır” kartvizitleriydi ki, adayların deneyimlerinin, bilgisinin bir önemi pek olmuyordu. 2000‘li yıllardaki son yüzyılın demek daha doğru olur; en rağbet gören sektörlerinden biri haline gelen IT sektörü, firma içi işe alım standartlarımızı da değiştirmeye başladı. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, alışveriş alışkanlıklarımızdan araştırmaya, seyahatlerimizden, sağlık sektörüne kadar birçok alanda yerinde görmek, incelemek ve satın almak yerine, internette araştırmayı ve sosyal medyayı tercih eder olduk. Hatta “hamili kart yakınımdır” kartvizitleri de geçerliliğini kaybetmeye başladı. Teknolojinin zamana değil, zamanın teknolojiye ayak uydurduğu dönemleri yaşıyoruz artık. Yapılan araştırmalarda yeni jenerasyonun eğitim alanında ağırlıkla seçtiği branşlar network,
mühendislik, dijital pazarlama, haberleşme gibi bölümlere kaymaya başladığını gösteriyor. Bu durum- da hem yeni iş kollarının oluşmasına, hem de Biz IK’cıların işe alımlarda daha çok yeni nesile yönelmemize, bedenen değil bey- nen iş yapan kesimi kaynak olarak tercih etmemize sebep oluyor. Hal böyle iken, yeni nesil, diğer adıyla Y Kuşağı çalışanları belirli kurallar çerçevesinde hareket etmek yerine, daha rahat ortamlarda çalışmayı, kurallar silsilesinde disipline edilmektense “bir cafede oturup kahvemi içerken de işimi yapayım” modunda oluyorlar. Çalışma koşulları, doğru çalışana doğru görevlerin tanımlanması, gereksiz baskı ve mobbing uygulanmaması, fikirlerini özgürce paylaşabilme, üretkenliğine izin verme ve fikirlerinin değerli olduğunu hissettirme, çalışan gruplarının etkileşimlerinin uyumu gibi bir takım standartlar, yeni nesilin bağlılığını arttırıyor ve değerli olduğunu hissettiriyor. Bu tür beklentilerle bir işletmeye giren çalışan, bu beklentilerini gerçekleştirebildiği ölçüde işinden ve çalıştığı kurumdan memnun oluyor, performansı daimi oluyor. Çalışanın mutlu olması da kurumunun verim ve gelir ivmesini yükseltiyor haklı olarak. Peki bu verimliliğini ve performansını en üst düzeye çıkartmak için ne yapmak gerekiyor? Cevap: Çalışanlarınızın işlerinde tatmin olmalarını sağlamaktan geçiyor. Gerçi bu istekler tüm çalışanların bağlılığı için geçerli rol oynuyor. Onu da söylemeden edemeyeceğim. İş tatminsizliği durumunda, düşük performans, devamsızlık, iletişim sorunları ve yeni iş arayışları başlıyor. Bu da iş gücü devrinde artış gibi olumsuzlukların yaşanmasına neden oluyor. Kurumunuzda çalışan sayısının azalmamasını, diğer adıyla sirkülasyon sıklığı yaşamadan doğru, çalışkan, iştahlı ve mutlu çalışan istiyorsanız, çalışanlarınıza kulak verin ve kabul görür beklentilerini karşılayın…